Esat Arslan
Esat Arslan

Bilim, Allah'ın Newton' a, Einstein'a, Darwin'e ve Marx'a verdiği ilhamlarla hakikati ve adaleti tanınır kılar, Kutsal Kitab'ını bu ilhamlarla tefsir ettirir. Okumasını bilene....

Esat Arslan
Esat Arslan

“1896 Van Ayaklanması, karşılıklı anlaşmazlıkların arasında çözülmekte olan imparatorluğun sonunu getirmeyi amaçlayan Avrupalıların planlarından hemen sonra başladı.”

Esat Arslan
Esat Arslan

“Devletin çöküşüne dair ortaya çıkan genel beklentiye rağmen, 1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesindeki olayların kanıtladığı üzere imparatorluk eğer kendine bırakılırsa kurtulabilirdi... Osmanlı İmparatorluğu elbette kendi başına bırakılmayacaktı.”

Esat Arslan
Esat Arslan

“Daha da açık bir ifadeyle Ermeniler kuşatma altında değildi... İsyancı birlikleri Fransa ve Rusya’dan gelen kalpaklar giyiyordu. Bu kalpakların bazılarının üzerinde “intikam” kelimesi işlenmişti.”

Esat Arslan
Esat Arslan

30 yıl savaşlarındaki Alman kayıpları ya da devrim sırasındaki Rus kayıpları Van'daki ölümler ile yarışamaz.

Esat Arslan
Esat Arslan

İcmâdan bahsederken şu vurgu çok önemlidir: Ölülerin icmâsı hiçbirimiz için bir şey ifade etmez. Zira yaşasalardı ne söyleyeceklerini asla bilemeyeceğiz. İmamı Şafii, Irak'tan Mısır'a gidince bütün fıkıh usulünü yeniden biçimlendirir: Ebu Hanife'nin görüslerini yüzlerce defa değiştirdiği bilinir. Bugün yaşasalardı, hele ki şartlar tümden değişmişken,

görüşlerini tam bir revizyondan geçirirler miydi, hiç bilemeyeceğiz. Bu sebeple bugünü görmemiş büyüklerin icmâından bahsetmenin bir mantığı yoktur.

Esat Arslan
Esat Arslan

“İran’ın sınırın öte tarafında çok büyük bir gücü vardı ancak ihtilalcileri desteklemeyi bırakmaları yönünde Osmanlı’nın yaptığı teklifleri reddettiler.”

Esat Arslan
Esat Arslan

“Kaçakçılık yolları ile silahların güvenliğinin sağlanması Ermeni ihtilalinin gerçekleşmesi için en önemli şartlardan biri, belki de en önemlisiydi. Ermeni ihtilalciler tarafından kullanılan silahların ana kaynağı Rus İmparatorluğu’ydu.”

Esat Arslan
Esat Arslan

“Tarih, Van bölgesinde yaşanan ölümleri; veba veya Doğu İran’da Moğol istilasına uğrayan bölgelerde yaşanan ölümlerle kıyasladı. Otuz yıl savaşlarındaki Alman kayıpları ya da devrim sırasındaki Rus kayıpları Van’daki ölümler ile yarışamaz.”

Esat Arslan
Esat Arslan

.... Nietzsche'nin Tanrısız bir düşünür olarak doğayı açıklamada dile getirdiği kavramlar, sûfinin anlam dünyasında mütekâbillerini bulmakta hiç zorluk çekmezler. Kuvvete karşı ilahi isim, Apollona karşı Cemal, dürtülerin etkinliğe kavuşması idealine karşılık İlahi isimlerin tecellilerinin aktif bir varoluş kazandırması istenen sûfi vs.... Sûfi dindar kalarak

Nietzscheci bir dili özümseyebilir ve Nietzsche'nin düşüncelerinde bir hareket noktası bularak felsefe yapabilir. Yada kendi geleneğinin tam da bu konular üzerinde ürettiği keşfedilmemiş düşünceleri Nietzscheci düşünüşe eklemleyebilir.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

... Dünyada da sevgi vardı fakat hissetmek çok zordu çünkü orada her şeyin adına sevgi deniliyordu; ilginin, kıskançlığın, merakın, öfkenin, korkunun, endişenin ve daha birçok şeyin sevginin yüz değiştirmiş hali olduğu söylenirdi. Her şey hep sevgidendi. Bu nedenle canınız ne kadar yanarsa yansın anlayış göstermeli ve sevildiğiniz için şükretmeliydiniz.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Biliyordu ki sevgi sadece sevgiydi, fazladan tek bir cümle bile gereksizdi.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Dünyada da sevgi vardı fakat hissetmek çok zordu çünkü orada her şeyin adına sevgi deniliyordu; ilginin, kıskançlığın, merakın, öfkenin, korkunun, endişenin ve daha birçok şeyin sevginin yüz değiştirmiş hali olduğu söylenirdi. Her şey hep sevgidendi. Bu nedenle canınız ne kadar yanarsa yansın anlayış göstermeli ve sevildiğiniz için şükretmeliydiniz. Sanki

sevgiden sınırlı sayıda üretilmiş de kapanın elinde kalıyormuş gibi bir telaş yaşandığından şükürler zaten hazırdı.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Eğer ki bir büyüğün gözlerine uzun süre bakarsanız nasıl da yalnız ve nasıl da sıradan hissettiğini anladığınızda kendinizi hissizler diyarında bulurdunuz. Hissizler diyarında oyun yoktu. Sihir yoktu. Merak yoktu. Gizem yoktu. Heyecan yoktu. Nasıl olsundu ? Ev sahipleri ağırlamayı bilmez, ışıkları kapatır evde yoklarmış gibi davranırlardı.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Tüm gün başkalarını dinlerler, anlamaya çalışırlar, inanırlar, güvenirler, severler bazen kızarlar ve bu şekilde günlerini geçirip bitirirlerdi. Hepsi de başka insanların fikirlerini, hislerini ezbere bilir ama onlara kendilerini sorsanız ya boş gözlerle bakarlar ya da olmak istedikleri kişiyi kendileriymiş gibi anlatırlardı. Bu nedenle insanların içini görmekten başka

çareniz yoktu, sözlerine itibar etmek pek zordu.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Dünyadakiler, ışığı dışarıdan yansıttıklarını düşünseler de hepsinin içinde kocaman bir ışık kaynağı vardı.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Yasemin'e göre dersler çok önemliydi. Çalışmak da çok önemliydi ve hele başarılı olmak en önemlisiydi. Önemli olmak ne kadar da önemliydi! Anlatıp dururdu; ileride çok önemli bir yönetici olacaktı, babası da önemli bir yöneticiydi. Öyle diyordu. Sahra bunu hiç anlayamamıştı. Bir keresinde Yasemin'e "Yönetici ne demek?" diye sorduğunda, "Çok önemli bir şey" diye

cevap vermişti arkadaşı. O gün anladı. Bazılarının hayali sadece önemli olmaktı. Acaba neyin önemli olup, neyin önemli olmadığına kim karar veriyordu? Derslerde henüz bu konuya gelmediklerine hayıflandı.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

Başkalarının hayalleri üzerimizde ne de komik duruyordu, bunu keşfettiğinden beri kendisine ait olmayan hiçbir hayale elini bile sürmedi, sahibine hep iade etti.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

O da arkadaşları gibi sonunda sayma hastalığına yakalanmış, arabada etrafı gözlemleyip hayal kurmak yerine, başka arabaları sayarken bulmuştu kendisini. Hatta ağaçları da sayıyordu bazen. Neden her şeyi sayıyordu? Hayal kurmak ne zaman yerini bir şeyleri saymaya bırakmıştı? Sahra kendisi için endişelendi. Ağaçlardan özür diledi, hepsi de eşsizdi. Görmüştü ki

saymak değersizleştiriyordu bir şeyleri, beyniniz her şeyden sonsuz kadar var zannedip önemsememeye başlıyordu gördüklerini.

Gözde Baytan
Gözde Baytan

İnsanlar rüzgarları saçlarını dağıtan, bedenlerini üşüten ya da sıcakta serinleten bir şey olarak görürlerdi, Sahra ise onları duyardı.

Hamza Eroğlu
Hamza Eroğlu

Avrupalı devletler, sömürge emperyalizmine dünyadaki boş ülkeleri ele geçirmek için girmişlerdir. Bugün de güçlü devletlerin daha zayıfların işlerine karışmaları, hegamonyaları altına almaya çalışmaları, aynı mantıki davranışın bir sonucudur.

Hamza Eroğlu
Hamza Eroğlu

"Atatürk şu veya bu değildir. Türk Milletinin portresini sadakatle çiziniz, Atatürk'ün portresini çizmiş olursunuz."

Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Atatürk'ün milli mücadelenin temeline millyetçilik ilkesini yerleştirmede başarısını şöyle dile getirmektedir;

"Atatürk'ün büyük dehası burada da kendini göstermiş, milliyetçiliğin modern bir millet olma

ve milli bir kültüre kavuşma hususundaki mühim rolünü sezmiş, onu umdelerinin başına koymuştur."

Hamza Eroğlu
Hamza Eroğlu

Türk orduları 1922'de Yunan ordularını Akdeniz'e dökünce İngiltere parlementosu büyük bir toplantı yaptı. Lordlar Kamarası ile Avam Kamarası'nda heyecanlı bir sahne yaşanmıştır. Celse açılınca İşçi Partisi lideri Makdonald kürsüye gelerek şöyle seslenir;

"Nerede Başvekil Loyd Corc! Bize ne söz verdi, netice ne oldu! Hazineden büyük paralar alıp bizi

boş yere masraflara soktu. Hani Boğazlar bizim olacak, Anadolu taksim olunacaktı? Heyhat hiçbiri olmadı. Bunun hesabını bize versin!"

Dediği zaman, yavaş yavaş Loyd Corc kürsüye geldi;

"Arkadaşlar! Asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o, büyük dahiyi asrımızda Türk milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal'in dehasına

karşı elden ne gelir?"

Der ve kürsüden iner. Daha sonrada Başvekaletten istifasını verir.

Kaynak: Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Atatürk 1946

Hamza Eroğlu
Hamza Eroğlu

Biz burada müsade-i saniye ile değil , milletin arzusu ile toplandık.

Hamza Eroğlu
Hamza Eroğlu

Cumhuriyete inanmayanların Cumhuriyetin bir zihin değişikliği getireceğinin farkına varması,onu idrak etmesi mümkün değildir.